Ürün tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ürün tanıtım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2018 Cuma

ELİNDEN KAÇTI


Arkadaşı onun elindeki Bende'yi istedi lakin onun da vermeye hiç niyeti yoktu. O gerçek bir çikolata hayran olunacak bir tat tam dilinin ucuna kadar getiriyor ve tekrar dili ile içeri çekiyor. Arkadaşı ondan istemeye devam ediyordu. Kıskançlıkla, büyük bir atılımla elinden alıp kaçacak kadar da büyük bir cesaretle. Ne var yani alıp kaçamaz mı? ‘’Gönül, diyor al kap elinden ve dört nala da kaç uzaklaş.’’ Çünkü arkadaşı her zaman onu kıskandırmak için aynı şeyleri yapıyor. 
Tam onun gözünün önüne getirip yiyor. Kendisi de öyle yapacak tıpkı onun gibi onun elinden alıp kaçacak tam köşeyi dönünce sakin sakin yiyecek. Sonra o tadı da yemiş biri olarak okuluna gidecek. Bunu yapmak zor değil tabi ki, aradan fazla zaman da geçmeden de dediğini yaptı. O tadı da yedi. Sonra derse girince de onun nasıl da keyifli olduğunu tahmin edebilirsiniz. 

5 Nisan 2018 Perşembe

HAYAL GÜCÜNÜN ÇILDIRMASI


         Hayal gücünün çıldırması sonucu böyle bir mamulün ortaya çıkmış olması doğru olabilir miydi? Çünkü tüm hammaddeler doğru kullanılmış tek tek seçilmiş gibiydi. Leylakların bahçe çiçeklerin ağzının içine bir bir dökülmesi  dilindeki o kekremsi tadı alıp renkli kelebekler gibi ağzının içinde damağında oraya buraya şuraya lezzetlerini bir bir yerleştirmesi Ve ağzımın içinde o aromalar bir oraya bir buraya kaçışması o  kokunun ve tadın son hazzının zerrelerinin damağımda buluşması. Bütün bunlar tanıtım ve reklam için falan filan gibi basitçe söylenecek şeyler de değildi.
      Nereden geldiğini bilmediği bir fikir fırtınası sonucu bir rüzgar esmiş böyle bir mamul doğmuş. Körpe yavru gibi küçücük bir şey. Fikir sahibi ‘’Birden elimde parladı ve havalandı. İkisi de aynı anda oluştu sanki,’’ Diyor. Tam da tatların birleşenlerinin yoğunluğunu yitirdiği bir anda duygularımda mor sarı mavi renklerin heyecanını yitirdiği bir anda nereden geldiyse bir pencere açılıyor ve fikir doğuyor. Bu bir güzellik adını ne koyarsan koy, ‘’Adını sen koy,’’ ağızları açıkta bırakan bir şey. O özenle serpiştirilmiş lezzet ve tatlar. Sen onu yerken sen değilsin senin havanı dahi düzenleyen seni düzenleyen şey. Oysa sen de onu yerken dişlerinin arasında bir çırpıda koparıp parçalayıp ikiye ayırırsın ki tam o anda içindeki çiçek koku ve dokularının diline değdiğini hissedersin. Cömertçe sunulan bir tat senin havanda gümüş renginden birden maviye dönüşür. Damak tadı da vardı sende ve o tadı damağınla da hissedersin. ‘’Adını sen koy öyleyse, adı ne olmalı?’’ Onu hangi tatla yarıştırmalı?  Ne diye reyonlara koyulmalı? Öylesine dolu dolu söylenmeli ki onu yiyenin hayatı da dünyası da duyguları da ikiye bölünmüş gibi olmalı. O kalbinden fışkıran şeyleri dahi sana söylettiren o içinden geçen gerçekleri hep bu tat ah ‘’Bende.’’ ‘’Bende,’’ demek için.



4 Nisan 2018 Çarşamba

PETİBÖR

   Bisküvi de kendini ispatlamış bir çeşittir. Diğerlerinin arasından çıkmıştır fakat halk onu yükseltmiştir.  Küçük şeylerden mutlu olan herkese, büyük bir hayranlık duyacağı eskilerden kalma bir damak tadı. Ağızda bıraktığı etki ona geçmişini de hatırlatır. Hayatını mana ve anlamını küçük şeylermiş gibi yiyeni de coşturur. Ağzını bir açıp kapayana kadar bitiveren bir tane değil bir yığın gibi bir araya gelen ve kendileriyle ilgilenecek, alacak ve tadacak meraklılarını bekler. 


   Kalabalıklaşınca kaba büyük bir pakete bürünen ve yine eskileri de hatırlatan eski bir anı defterinin yaprakları gibidir her biri, her bir adedi. Tek tek değil toplu olarak da satıldığı için birbirlerine ilettikleri kokuları toz zerrecikleri o poşetin içinde değersiz kalmış fakat yine yiyen kişi onları da israf etmeyecek diliyle yalayacak ve paketin içini parlatacak. O tadın etkisiyle de kendini parlatacak. Tertemiz pırıl pırıl bir iç huzur kendini de temizlemiş olacak. Öyleyse bu tat geçmişten günümüze de geldiğine göre uzun yıllarda gönüllerde taht kurduğuna göre o bir halk kahramanı. Evet o bir kahraman.  Bir zamanlar Anadolu’nun bağrından çıkmıştır. İnsanların damağında o zamandan bu zamana kadar o duyguyu tat alma hissetme haz alma duygusunu da insanların dilleri ve damaklarından o küçücük şey çıkarmıştır. 
        Şimdiki tat ve lezzetlerin başlangıç noktası da bu çeşittir. Üreticileri onun geçmişiyle bu günü bir araya getirmiştir. Esasında üreticiler her iki nesli de birleştirmek için onun üzerinde çalışma yapma gereği de duymamışlardır. Tadan kişi zaten birden bire ister eski ister yeni nesil nasıl olsa müzikli bir tutku gibi bir takım hımm hımm şeklinde sesler çıkartarak buluşmuştur. Birbirlerininkine benzeyen hırıldama ve mırıldanmalarla masal ülkelerinin o renkli prens ve prensesleri. Hüzünlü anıları da daha tatlı yeni çağın bu günün melodilerini de dilleri söylemeye başlamıştır. O tat da halkın gönlünde yer almaya devam etmiştir.












3 Nisan 2018 Salı

TOP TOP TAT


  O tadı yemek için saatlerce bekledi. Beklediğine de değdi. Çünkü o tadı yerken kendisini bahçelerde şarkı söyleyen üstelik deniz kızını da hatırlatan bir konumda öyle hissediyordu. Hemen dilinin üzerinde bir çevirmesiyle ağzının içinin tadı değişiyordu. Kalbinden dökülüp gelen tek bir cümle ‘’Çılgın bir şey!’’ Sözü ağzına geliyordu Çılgın bir şey onun diline gelen damağına doğru ittirdiği yanağının içini dolduran şey. Ama yanaklarının içini dolduran tat varken yine ikinci kez söyledi. Öyle de uzun zamandır beklemişti ki lakin yemesi bir kaç dakika kadar kısa sürdü. O ağır ağır midesine düştü. O tane tane lokma lokma tane onlarca sonra hepsi birleşip düzenli bir pınar oldular.  Öylede çoğaldılar ki midesinin dibinde o görünmeyen gökyüzünde tek bir ağızdan boşalan beş dakika içinde de tüm poşetin içindekiler tükenmişti. Kendisi de iliklerine kadar o tadı tatmıştı. Dilini damağını o tat ile ıslatmıştı.

27 Mart 2018 Salı

K↝A↝K↝A↝O↝L↝U


     Çİ     
    😋
     KO
    😋
    LA
    😋
     TA

    
      Çikolatanın her çeşidinde de hoşlanırım. Aklınıza hangi çeşidi de gelirse. Kakaolusundan hoşlanırım genellikle o eksiksiz kakao tadıyla tropikal oluşundan anonim gibi tıpkı kendi doğallığını sunuşundan. 


Hoşlandığım başka fındıklı kakaolu olanı da daha çok sevdiğimi itiraf etmeliyim. 
Eğer ki şurada daha farklı çeşitler poşetler içinde var diyorsanız. Sadece leziz, nefis bir tat da onların içinde gizlendiyse getirin bir de bunların tadına bakayım. 



Ama az önceki kakaolu browni serisinden vazgeçtiğimi de sanmayın. Browni bir marka ismi olmakla birlikte aslında çikolatalı keklerin genel adıdır.  Ama o bir zamanlar düşündüğüm seri idi şimdi o da değişti. Şimdi o kakaolunun yanına farklı yeni marshmallowlu çeşitler de eklendi. Başka çeşitlere de hevesim olsun diye de yeni çeşitler. Çeşit ve markalarda kısıtlama yok. Bu nedenle çeşitler çoğaldıkça her birinin de damağımda test edebilirim. 




Damağıma her değeni burada duygu tat alma, lezzet, haz, enfes, nefis, leziz harika hangisi olduklarını da altını çize çize size anlatabilirim. Ama tatmadan olmaz yemeden bilinmez.
Üreticiler her türlü çeşidi de önümüze sunmuş işte, son bir not. Çocuklar artık büyüklerini de dinlemez büyüklerin tercihlerini ellerine verdiklerini çünkü onları da her türlü reklam filmi afiş uyarıyor, uyandırıyor.   Umarım bunu da bir kenara yazarsınız. Ürün tanıtımında reklamların ne kadar önemli olduğunu çocukları etkilediği gibi büyükleri de etkilediğini.  




25 Mart 2018 Pazar

DİĞER TATLARI UNUTUN


  O tat diğer bütün tatları unutturmuştu.😋 Kendisi de tıpkı onlar gibi onlara kullanılan hammaddeler arasından doğmuştu. Kendisini onların arasından çekip çıkartan ona o parlak geleceği hazırlayan  kazandırana şey acaba ne idi😋 Ne idi😋 Çikolatalı mamul yiyenin içinde canlandırıyor  yiyene hoşgörülü bir dünya yaratıyor. Onun küçük çılgınlıkları bile affedilebiliyor ona küçük çılgınlıklar yapması için izin veriyor😋 
        Onun sevgisi ve tutkusu ile yiyen kişi her nesneye dokunabilir. Dünya güzelliklerini anlayabilir. Kendisini yepyeni hisseder şairane dili de güzel şarkılar mırıldanabilir. Onu mistik bir hale sokabilir. Kuşlar gibi şakıyarak o kart sesi ile güzel sesler çıkarttırabilir. 
      O tadın büyüsü içinde damak zevki ile duygularını birleşmişti💏 
       En önemsiz ve anlam taşımayan bir şey bile onu tattıktan sonra derin bir anlam kazanabilir. Yiyen kişi kendini yeniden keşfedebilir. Bunu tadan insanlara, günlük hayatın stresinden kurtulabilir. O gergin havayı hissetmemelerine yardımcı olur. 
     Bu mamul kendilerine değer veren ''Önce insan,'' diyen bir firmanın ürünüdür. Yiyen kişi de onu tadınca zaten kendilerine değer verildiğini hisseder. Yuva sıcaklığında evlerine taşıdıklarında her aile ferdine birer adet fırlattığında,  o kuru boş boş imiş gibi geçen günün ardından ömürlerin tükendiği sanıldığı bir anda, o çayın yanında, masanın üzerinde. Yiyenin damağında çıkarttığı tatlı sesler. Öfkeli fokurdamaları tatlı fokurdamalara dönüştüren tüm arzuların beklentilerin hayatın şiddetli fırtınalarında dünyanın o acımasızlığından kurtaran.  O her ağzını açıp kapayınca içine sığındığın o küçücük alanda o küçücük kapta.🎂

24 Mart 2018 Cumartesi

Çİ ↜ KO↜ LA ↜TA↜LAR


        
 Çikolatalar içgüdülere de hitap etmelidir. Oysa pek çok taklitçi ürün damakta donup kalırlar. Duygulara hitap etmeyi beceremeyen bir üretici tabi ki çikolatada o istenilen marka imajını yakalayamaz. O ki çikolataya damgasını vuramaz. Görmek istediği şey almak istediği şey gerçekten de yaptıkları ikiyüzlülük benim görmek istediğim almak istediğim tat bu değil. O şaşı bakışlar altında o tadı bir daha almak ve hatta görmek bile istememiştir. Çünkü o tat onun çikolata yeme zevkine engel olmuştur. 😋Oysa onun en çok sevdiği ve yemek arzusu en fazla olan tadıydı çikolatalar. Eğer ki gerçek üreticiler o tadı lezzeti yeme arzusunu küçücük bir kabın içine sığdırabiliyor ve yedikten sonra da damakta serbestçe hareket ettirebiliyorsa, o üreticiler kendileriyle gurur duymalı.😋Çünkü çağının azgın rekabetli ortamında üst seviyelere çıkabilmek o gümüş kanatlara sahip olabilmek olağan üstü diye nitelendirebileceğimiz bir tada ulaşmak. Onu tadanlar da mutlu insanları çoğaltmak her yiyen kişi kendi kendisini kralı veya kraliçesi yapmak üstelik karnı tok veya aç bütün insanları da kendine çeker. Zengini ve orta hallisini büsbütün çeker halk arasında kazandığı ünle diğer üreticilerin elini kolunu bağlar. Üstelik her birine kendi ürünlerinin yalancı avukatlığını da yaptırır. 😋😋😋


23 Mart 2018 Cuma

O SIRADAN BİR TAT


         O sıklıkla yediğimiz damağımızda buluşturduğumuz tat. Hiç bir şey olmuyor mu? Sadece sessizlik öyle mi? O tat damağından geçerken midene inerken hiçbir duygu gelmiyor mu? Gözünün önüne bir hayal hiç kimse görün mü yor mu? Oysa o tat tropikal ormanlardan kakao ağacının yaprakları arasından kopup gelen bir tat. Fakat yiyen kişiyi sessizleştiriyor. Onun duygularını harekete geçirmiyordu. Bir bakıma bu da üreticiler için bir işaretti. Onların gözünden kaçan içine duygu katılmamış bunu da işaret ediyordu. O tat dil ve dişleri arasında dönerken boğaz deliğinden bir nehir gibi akıp ilerlerken onu alıp sürükleyip başka diyarlara da götürmediyse. 
       Bakın onu yiyenin tam çaprazında bir genç kız duruyordu. O kız elinde bir başka tat taşıyordu. O tat o kızı nasıl da kıvama getiriyordu. O tat kız ve hazzın son noktası nasılda üçü bir arada buluşuyordu. Genç kız onu ağzına aldı dili ve damağı ile buluşturdu. Şimdi hep birlikte bir akıntıda sürükleniyormuş gibi tıpkı başka bir kayığa da binmiş gibi öyle de sürüklendi. O tat kızın boğazından kayıp gitti.😋


21 Mart 2018 Çarşamba

HAYALİ TAT


Hayalinde bir tortu gibi oluşan bir görünüm, içeriği de belli değildir. Sadece hayalinde maddelerin birleşmesiyle hayali bir tat yakalamıştır. Sadece hayal gücü ile hayal ettiği şey üstelik yüzlerce kez de aynı hayal üzerinde de yoğunlaşmıştır. Bunun sonucu olarak da hayali anca elle tutulan gözle görülen orta halli insanların alabilecekleri ve onun da keşfedebileceği bir tat olacaktır. Bazen hayalinde ona şarkılarda söylettirir. Hayalinin kuvvetli sıcağı içerisinde erittiği çikolata kıvamına getirdiği maddeleri tekrar dondurur. Poşete sardırır ve marketlere dağıtır. Dümdüz bir çizgi gibi başka da bir hayali yoktur. 









       Bu ürün ile başarı kazanacağına inanır. İnsanca tat alma duygusundan o azgın nefsin de törpülediği haz alma duygusuna kadar insansı ve hayvansı arzular ve her ikisinin arasındaki ara halleri de dahi çok ilgi çekici talep edici istek uyandıran bir arzu yani kısacası sadece ve tek damağın istediği bir şey de olmayacaktır. 















Dil ile dişi arasında yumuşaklık ile katılık arasında gidip gelen esrarlı mistik bu dünyadan değilmiş gibi de yabancı. Üstelik büyük çaba gösterilerek de elde edilebilen ulaşılabilen bir şey de olmayacaktır. 


Onun ün kazanmasının da ve gelecek nesiller arasında da anılmasına sebep en lüks markette ve en ucra bakkalda dahi bulabilmesi olacaktır. Sanki alelade bir şeymiş gibi ama öyle değildir işte.



 Maddi imkanı iyi olmayan alım gücü olmayan biri dahi yolu mutlaka o tada düşmelidir. Bu çikolatanın kendisi tatlı rekabeti acı dünyasında. Tadı hoş, dokununca dahi anlaşılan.


                   




20 Mart 2018 Salı

BİSKÜVİ ÇEŞİTLİLİĞİNİN DAMAKTA BULUŞMASI


      Bisküvi çeşitleri çikolata, gofret, şekerleme kraker o kadar zengin ve çeşitlidir ki sadece hepsinin geçirdiği işlevler ayrı ayrıdır. Kullanılan malzemelerle birlikte sanırsınız ki hepsinin de ayrı ayrı bir hikayeleri vardır.  Bisküvi adı altında bu kadar çok çeşitlilik zenginlik ve hareketli tatlar gerçekten de gönüllerde de taht kurmaya ve damaklarda son bulmaya da hak kazanmıştır. Hemen hemen nesiller boyu sürüp giden ve uzayıp da gidecek olan lezzetler yumağı çeşitler denemeler. Daha uzun sürede  zaman değişimlerine göre de uzayıp  gidecektir. Bitmeyen bisküvi. Bu tahıl toprak ürünleri olduğu sürece de bu tatlar bitmez. Zaman zaman bir biri üstünlük gösterecek bir biri ardına sıralanacaklar ama asla tükenmeyecekler kelimenin tam anlamıyla doyumsuz bir lezzet gibi midemize o sonsuz deliğe indirmeye devam edeceğiz. Bu dayanılmaz tatlar dilimizle, damağımızla, tat ve lezzetiyle her insanla bir bir kaynaşmıştır. Bazılarına yabani bazılarına sıcak ve neşeli damağına gelip giden tatlar elbette olmuştur ama her tadı tatmak her tattan da zevk almak da mümkündür. Çünkü her biri de tüketicinin damaklarında buluşmak için marketler de bakkallarda reyonlarda koşuşup dururlar. Daha sonra da birbirlerine yer açmak için itişip kakışırlar. Daha sonra bir çocuğun elinde uçarak kaçarak uzaklaşıp giderler. Kocaman açılmış bir ağızda son bulan ağız suyunun akıntılarıyla dişleri arasında kopup gelen kocaman parçacık gibi yine ağzın köpüklü sularından mideye atılır lop diye yutulurlar. Yiyen kişinin ağzında yeni bir parçacık yeniden ağızda çiğnenir lezzette yükselirler tekrar mideye düşerler. Orada bir yığın halinde memnun midenin bir köşesinde sıkıca birbirlerine sarılırlar. O kişi o tat sıkı sıkıya da dost olmuştur. Bütün bunlar sıradan rastgele hareketler gibi görünürse de günlük işlerinizde aslında hiç de öyle değildir. Aslında o tat ve sizin aranızda gizli bir ilişki de vardır. Sizin işlerinizi de düzen koyan ilmek ilmek sizi işinize bağlayan adaptasyonunuzu sağlayan. Bazı tatlar sanki bir gezintiye çıkmış izlemini verir. Bazıları onu yerken kaybolup gidersiniz sanki bazıları da tamamen onunla bütünlük sağlar işlerinize yardımcı olur. Bazıları yine o hayat mücadelesi içinde bir ışık bir nefes gibi gelir. Neşeli ve tatlı her zaman ustaca hazırlanmış lezzetler bir takım formül değişiklikleri ile de uzayıp giderler. Bazen kedinin yumağı karıştırdığı gibi o formüller de birbirine karışır. Duyguların içinde duyduğun lezzetlerin en lezzetlisi tadın en doruk noktasını bulmak için alçalan yükselen sesler arasında o damakta son bulan sesin son halini de duymak için artık o tat lezzet ve doyumsuzluk hissi, haz duygular damakta son bulan haliyle birbirlerine karışmıştır. Bir sevinç çığlığı bir  haykırış bir neşe gülümseme tatlı bir melodi. Bazen yiyen kişiye duygularını açtırır. Bazılarına en içten bir kahkaha  bazılarından da bir mavi bulut gibi geçer. Bazılarını üzerindeki hüzün bulutlar dağılır gider. Bazılarını da kendine getirir toplanır ama sonuç olarak tertemiz pırıl pırıl duygular kalır. Havası eşsiz güzelleşmiş fırtınadan temizlenmiş olduğu halde bir de güneş çıkmıştır ki etraf pırıl pırıl parlar.




19 Mart 2018 Pazartesi

ENDORFİN MUTLULUK HORMONU


        Tat yarışını tek başına sürdüren bu kadar rekabetli ortamı da geçmiş tatların şahı çikolatanın çikolatası. Birçoğu için sadece bir çikolatadır oysa ki. Ama o mükemmeldir. Onun mükemmel olmasını sağlayan güç pek çok çeşitlilik göstermesindendir. Ve hepsi de en vahşi, en güzel, en acıklı, en tatlı doğanın bin bir hazinesini de içinde gizler. O aromatik tatlar kokular çiçekler küçük mutluluklar hepsini de içinde barındırmış hapsetmiştir. Bu tatlar hangi çeşidi olursa olsun yiyen kişinin gönlünde taht kurar. Dili ile dişi arasında gizlenmiş gizli duygularını açar. Sanki onun için hazırlanmış bir lezzet gibi onun gönlü de onun sayesinde açılmak istermiş gibi. Sanki birbirlerini bekleyen iki aşık. Yiyen kişinin gönlü huzurla dolar. Kalbi ferahlar sanki dili ile dişleri arasında berrak bir pınar geçiyor. Ondan acı olayları mutsuzluğu alıyor onun gönlüne tatlılık gönderiyor. Öyle çeşitleri de var ki bazılarını bazılarına benzetebilirsiniz. İçerikleri aynı olsa da hammadde içtepileri o derece birbirlerinden uzaktır. O tadı tadan kişinin insanlık duyguları öylesine ferah öylesine ışıldar ki sadece o tat o isim sevilmeye değer. Çünkü küçük lezzetler ve tatları içine cömertçe serpiştirilmiş bu yüzden bu kadar çok sevilmeye ve ünlenmeye de hak kazanmıştır. Bu ürünün hangi çeşidini yerseniz yiyin aynı neşeli keyifli bir parça  gülücük saçarsınız etrafa her zaman da eğlendirir sizi. Onun çeşit sayısını saymaya kim kalkabilir? Her türlü acayip arzuları çeşitleri kendine has özellikleriyle birlikte sanki damakta çekilmiş reklam filmi gibiler. Fakirin zenginin her meslek erbabının cebinde ve çantasında, onlarla birlikte en sevinçli maceralara işlere atılırlar. Sayı ve çeşitleri ne kadar çok olursa olsun hiç biri bu çeşidin önüne geçemez. Hiç bir çeşidi de bir diğerine benzemez. Her birinin içinde ufak gizli ayrıntılar saklıdır. Poşet görünüm taslak renkleri de her biri kendine özel bir çeşittir. Hepsi de tek bir çeşitten yaratılacak farklı çeşitler olmakla birlikte hepsi de farklı farklı ama gerçekte de oldukları gibi görünürler. Bu da ürüne bakan kişiye farklı bir çeşitmiş gibi görünür. 




18 Mart 2018 Pazar

DIŞ GÖRÜNÜŞÜ AYNI


         Tadı tutkulu hale getiren ufak tefek ayrıntılardır. Halbuki dış görünüşü de aynıdır. Fakat yediğiniz an aldığınız tat onun damağa verdiği lezzet o acayip bir arzu kapris hazdan başka bir şey de değildir. Yiyeni içinden kurgulayan bebek gibi hareket ettiren tuhaf bir istek. İnsanın yanından çantasından ayırmadığı başka biriyle de paylaşmaya kıyamadığı bir istek. Koca bir günü BENDE’siz geçirmek mümkün mü? Kendine en uygun gelen tat kendi gününe halbuki ufak tefek de bir şeydir. Kullanılan hammaddeleri de açık seçik belirtilmiştir. Birbirleri aralarında iç içe girme küçük küçük parçalardan meydana gelen kusursuz bir bütünlük sağlama. Bunun içindir ki çoğu zaman tek bir dişin dokunuşuyla aynı tadı ve lezzeti yaratır. Görünüm olarak da çok yoğun bir duygu akımı meydana getirmekle beraber yiyenin duygularında da bir rahatlama psikolojik yönden bir etki de bırakır. Diğer çikolatalı ürünlerin isimlerini aklınıza getirdiğimiz zaman o eskileri tanınmış olanları, hemen bu tat bir duygu olarak bir tutku gibi gelir aklınıza yerleşir. Gözünüzün önünde canlandırdığınız yalnızca parlak selefonu ince uzun şekli ve şunu da hayal ederiz. Onun yerken dudaklarımızdan dökülen müziği öyle de bir etki bırakırlar. Taklitleri de selefon da onun yarattığı etkiyi yarattığı halde o içeriğini ve özündeki buluşu yakalayamamaktadır.

16 Mart 2018 Cuma

PİRİNÇ PATLAKLI ÜRÜN


         Bu tat, bisküvi çikolata ikisi bir arada veya başka diğer ürünlerle de savaşmamıştır. Çünkü bu tadı tadanları, alanları müşterileri de ona yetmiştir. Varlığının derinliklerinde alt tabaka eski nesil bisküvi gibi görünüşü çikolata ile de birleşince çekici ve lezzetli oluşu arge gerçekten çok güzel bir iş çıkarmıştır. Bisküviciler de kesin kararlı ve başarılı bir adım atmışlardır. Ne var ki piyasada güçlü rakipler vardır. Karamanlı üreticiler de bu kez yeni çeşitler üzerinde deneme çalışmaları yapmaya başlamışlardır. Daha sert bir maddeyi yumuşak hale getiren üzerine patlak pirinç taneleri pirinç patlaklarıyla dolduran üzeri çakıllı gibi duran. Yürümekten yorulanlara dinlenenlere gittikçe de damağa hazır hale getiren, o yeni ürün o da rekabetli yollarda o da çeşitler arasına girmeye başlamıştır. İçeriği bakımından daha zengin oluşu ikisi bir arada çikolatalı bisküviyi, raftaki yerini biraz olsun sarsmıştır. Onun kaderi sadece kendi ülkesinin marketlerinin rafları da değildir. O tat dev gibi büyürken minik cüceler minik minik çocuklarda o tada iple bağlanmış gibi bağlanmışlardır. Bisküviciler de çocukların sevdiği damak tadını değiştirmeden onların damak tadına hoş gelen tada daha çok ağırlık vermişler, rakiplerine teslim bayrağı çekmemişlerdir. Her ikisi de Karaman bisküvi fabrikalarının ürünüdür ve her ikisini da raflarda serbest bırakmışlardır. Anadolu geleneği çocukların bildiği tat aynı şekilde diğer tatmadıkları tatlar içinde kendileri de uykuda iken bir başka tat daha gelmiş bu çocukların ellerinde paraları kıskıvrak yakalamıştır. Çocukları genç takımı kendi tadına boyun eğdirmiştir. Başarılar başarı sözcükleri ve yeni çeşitler hepsi de bisküvi diyarında Karaman Bisküvinin başkentinden her biri de bir marka adı altında piyasaya fırlamıştır. Şöhretleri tüm ülkeyi dahi dünyayı sarmış diğer üreticilerin elini kolunu bağlamıştır.

BİSKÜVİ ÇİKOLATA BİR ARADA


   DOYURUCUDUR                Bisküviyi beğendirmek isteyenler şunu da söyleyebilir. Doyurucudur. Tatmin edicidir. Onu yiyenler halinden memnun ve hoşnut hissederler kendilerini. Onu beğendirmedeki bir diğer ölçü de şeklinin ve poşetinin güzel olmasıdır. Yani içine katılanlar da önemli tabi içinde olanlarla o da kendisini övmeli,  ismiyle de daha da öteye gitmeli, hem yiyimi rahat hem de sindirimi kolay olmalı ve daha da öteye yiyen kişi onda kendisini bulmalı. Tıpkı reklamlarda yiyenlerin onda kendini bulmuş olmaları gibi çünkü onu yiyen kişi, o da reklamlardaki kızdan geri kalmak istemiyor. O da çağdaşlarının tadını dilinde hissetmek o tadın hazzını yaşamak istiyor. Bütün ün ve şöhretinin üstünde onun ortaya çıkması ve ünlenmesi için güçlü bir reklam gerekiyor. Onun talihsizliği çikolatanın çeşitliliği ve tadının daha önde gitmesindendir. Yiyenlerin damaklarında o lezzet kendilerini daha çok çikolatanın tadına kaptırmışlar, bisküvinin doygunluğundan tok tutuşundan da haberdar olmamışlardı. Refah seviyesi yükselen insanlar 80 gramlık bir çikolataya iki bin lira veriyor alıyorlardı. Peki Karamanlı bisküvi üreticileri bu durumda ne yaptı? Bu tüketicilere karşılık bisküviyi ikiyüzlü çikolata ile besleyerek olağanüstü bir tat buldu. Bir şiir gibi su gibi pırıl pırıl yıldızlı bir nükte. O duyguların dahi renksizliğinden insanı alıp götüren eğer ki iki tat birleşmeseydi birbirleriyle örtüşmeseydi ancak çikolata olarak bisküvi de bisküvi olarak bir değeri olabilirdi. Ancak ayrı ayrı, bunun gibi ikisi bir arada ki gibi de bir yankı uyandıramazdı. Bu ikiyüzlü hem çikolatalı hem bisküvili tadı tattığınız zaman hem karnı tok hem romantik adrenalinizi de en üst seviyeye çekecek, sevilmeye layık olan bir tat. Size zorla kabul ettirilen alelade bisküviyi, neslinin ilk örneğini, nasıl da bu derece yükseltebilmişler bu seviyeye getirebilmişler büyük bir buluş bir dehanın ürünü diyerek de hayranlıkla dillendireceksiniz. Bu tadı tadarken başka bir şey de düşünmeyeceksiniz.