Lezzet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lezzet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2018 Cuma

O SIRADAN BİR TAT

       O sıklıkla yediğimiz damağımızda buluşturduğumuz tat. Hiç bir şey olmuyor mu? Sadece sessizlik öyle mi? O tat damağından geçerken midene inerken hiçbir duygu gelmiyor mu? Gözünün önüne bir hayal hiç kimse görün mü yor mu? Oysa o tat tropikal ormanlardan kakao ağacının yaprakları arasından kopup gelen bir tat. Fakat yiyen kişiyi sessizleştiriyor. Onun duygularını harekete geçirmiyordu.
       Bir bakıma bu da üreticiler için bir işaretti. Onların gözünden kaçan içine duygu katılmamış bunu da işaret ediyordu.
        O tat dil ve dişleri arasında dönerken boğaz deliğinden bir nehir gibi akıp ilerlerken onu alıp sürükleyip başka diyarlara da götürmediyse. 
       Bakın onu yiyenin tam çaprazında bir genç kız duruyordu. O kız elinde bir başka tat taşıyordu. O tat o kızı nasıl da kıvama getiriyordu. O tat kız ve hazzın son noktası nasılda üçü bir arada buluşuyordu. 
       Genç kız onu ağzına aldı dili ve damağı ile buluşturdu. Şimdi hep birlikte bir akıntıda sürükleniyormuş gibi tıpkı başka bir kayığa da binmiş gibi öyle de sürüklendi. O tat kızın boğazından kayıp gitti.😋

7 Nisan 2018 Cumartesi

DİLİNİ KONUŞTURAN TAT


Her bir öğrenci köşede bekliyordu. Ders sona erdiğinde böylede kısıtlı bir bütçeyle böylede bir ruh durumunda kendisi de açlığını yatıştıracak kendini geliştirecek iyileştirecek bir tat bekliyordu. Bereket ki kimya sınavında arkadaşına yardım ettiğinden küçük bir ödülü hak edecek kadar bir beklentisi de vardı. Tam da beklentisini söylemek üzere iken arkadaşı elinde o çok sevdiği tat ile ona yaklaştı. Kendisine verdiği yardımı ödüllendirmek için almıştı. Tam da onun aklından geçirdiği şey. Şimdi her ikisi de açlıklarını giderebilirdi. Birkaç dakika sonra açlıkları yatıştığında da o akıllarında biriken şeyleri konuşacaklar daha doğal olup bütün konuları daha rahat birbirlerine anlatacaklar. 
O ise hala bütün bunları nasıl konuşabildiğini düşünüyordu. Sevdiği kıza başka kızların eleştirdiği yönlerini umulmadık bir şekilde anlatıyordu. Konuşmanın türünü dahi değiştiren o yedikleri tadın içinde de saklı olan küçük incelik ne idi? Öyle de şaşılacak şey ki dairesel küçücük ki onun içeriği hakkında konuşmalar da doğal olarak niteliğinden ortaya çıkıyordu. Kendi kendine doğal olarak ortaya çıkan dilini sürükleyen, dilindeki akıntı o tadın hızı ile utanılacak konulardan bile o tatla kendi hızını da yarıştırır gibi dili de bir akıntıya kapılmış sürükleniyordu.
    Elinde de kalan son tane dilinde de bin tane gibi. O elindeki son poşeti de kızlar gibi ince ince tane tane soyup yedikten sonra en son taneye gelmişti. Her birini de tane tane ağzının içine boşaltırken o zihninde canlandırdığı şeyler de aklına gelen şeyleri de bir bir boşaltıyordu. Her birini tıpkı poşetin içindekileri ağzının içine de döker gibi döküyordu.  Bu tablo o ve elindeki tat ve onun dilinin çözülüşü birbirinden uzakmış gibi önemsiz bir şey miydi? Hayır o ikisi bir araya gelince bir bütün gibi, sen de dene. Ne yapmak istiyorsan yap. Yapacağın şey tam da aklından geçen şey ne ise? Her biri dişlerin ile dilin arasında dağılsın ufalansın ezilsin parçalansın yok olsun havada savrulsun o kelimeler onunla birlikte bir bir dağılsın.
          Öğle arası da bitti. Her biri de sınıflara dağıldı. Yediği o tadın damağına verdiği lezzet ve o lezzetin doruğunda onun dilinin dışarı fırlattıkları. Acaba o yediği bisküvinin kremasının içinde gizli olan şey mi ona söyleyemeyeceği şeyleri dahi söyletmişti? 

5 Nisan 2018 Perşembe

HAYAL GÜCÜNÜN ÇILDIRMASI


         Hayal gücünün çıldırması sonucu böyle bir mamulün ortaya çıkmış olması doğru olabilir miydi? Çünkü tüm hammaddeler doğru kullanılmış tek tek seçilmiş gibiydi. Leylakların bahçe çiçeklerin ağzının içine bir bir dökülmesi  dilindeki o kekremsi tadı alıp renkli kelebekler gibi ağzının içinde damağında oraya buraya şuraya lezzetlerini bir bir yerleştirmesi Ve ağzımın içinde o aromalar bir oraya bir buraya kaçışması o  kokunun ve tadın son hazzının zerrelerinin damağımda buluşması. Bütün bunlar tanıtım ve reklam için falan filan gibi basitçe söylenecek şeyler de değildi.
      Nereden geldiğini bilmediği bir fikir fırtınası sonucu bir rüzgar esmiş böyle bir mamul doğmuş. Körpe yavru gibi küçücük bir şey. Fikir sahibi ‘’Birden elimde parladı ve havalandı. İkisi de aynı anda oluştu sanki,’’ Diyor. Tam da tatların birleşenlerinin yoğunluğunu yitirdiği bir anda duygularımda mor sarı mavi renklerin heyecanını yitirdiği bir anda nereden geldiyse bir pencere açılıyor ve fikir doğuyor. Bu bir güzellik adını ne koyarsan koy, ‘’Adını sen koy,’’ ağızları açıkta bırakan bir şey. O özenle serpiştirilmiş lezzet ve tatlar. Sen onu yerken sen değilsin senin havanı dahi düzenleyen seni düzenleyen şey. Oysa sen de onu yerken dişlerinin arasında bir çırpıda koparıp parçalayıp ikiye ayırırsın ki tam o anda içindeki çiçek koku ve dokularının diline değdiğini hissedersin. Cömertçe sunulan bir tat senin havanda gümüş renginden birden maviye dönüşür. Damak tadı da vardı sende ve o tadı damağınla da hissedersin. ‘’Adını sen koy öyleyse, adı ne olmalı?’’ Onu hangi tatla yarıştırmalı?  Ne diye reyonlara koyulmalı? Öylesine dolu dolu söylenmeli ki onu yiyenin hayatı da dünyası da duyguları da ikiye bölünmüş gibi olmalı. O kalbinden fışkıran şeyleri dahi sana söylettiren o içinden geçen gerçekleri hep bu tat ah ‘’Bende.’’ ‘’Bende,’’ demek için.



24 Mart 2018 Cumartesi

Çİ ↜ KO↜ LA ↜TA↜LAR


        
 Çikolatalar içgüdülere de hitap etmelidir. Oysa pek çok taklitçi ürün damakta donup kalırlar. Duygulara hitap etmeyi beceremeyen bir üretici tabi ki çikolatada o istenilen marka imajını yakalayamaz. O ki çikolataya damgasını vuramaz. Görmek istediği şey almak istediği şey gerçekten de yaptıkları ikiyüzlülük benim görmek istediğim almak istediğim tat bu değil. O şaşı bakışlar altında o tadı bir daha almak ve hatta görmek bile istememiştir. Çünkü o tat onun çikolata yeme zevkine engel olmuştur. 😋Oysa onun en çok sevdiği ve yemek arzusu en fazla olan tadıydı çikolatalar. Eğer ki gerçek üreticiler o tadı lezzeti yeme arzusunu küçücük bir kabın içine sığdırabiliyor ve yedikten sonra da damakta serbestçe hareket ettirebiliyorsa, o üreticiler kendileriyle gurur duymalı.😋Çünkü çağının azgın rekabetli ortamında üst seviyelere çıkabilmek o gümüş kanatlara sahip olabilmek olağan üstü diye nitelendirebileceğimiz bir tada ulaşmak. Onu tadanlar da mutlu insanları çoğaltmak her yiyen kişi kendi kendisini kralı veya kraliçesi yapmak üstelik karnı tok veya aç bütün insanları da kendine çeker. Zengini ve orta hallisini büsbütün çeker halk arasında kazandığı ünle diğer üreticilerin elini kolunu bağlar. Üstelik her birine kendi ürünlerinin yalancı avukatlığını da yaptırır. 😋😋😋