7 Mayıs 2018 Pazartesi

PİRİNÇ PATLAKLI

  




         Bu tat, bisküvi çikolata ikisi bir arada veya başka diğer ürünlerle de savaşmamıştır. Çünkü bu tadı tadanlar, alan müşterileri ona yetmiştir. Varlığının derinliklerinde alt tabaka eski nesil bisküvi gibi görünüşü çikolata ile de birleşince çekici ve lezzetli oluşu arge gerçekten çok güzel bir iş çıkarmıştır. Bisküviciler de kesin kararlı ve başarılı bir adım atmışlardır. Ne var ki piyasada güçlü rakipler vardır. Karamanlı üreticiler de bu kez yeni çeşitler üzerinde deneme çalışmaları yapmaya başlamışlardır. Daha sert bir maddeyi yumuşak hale getiren üzerine patlak pirinç taneleri pirinç patlaklarıyla dolduran üzeri çakıllı gibi duran. Yürümekten yorulanlara dinlenenlere gittikçe de damağa hazır hale getiren, o yeni ürün o da rekabetli yollarda o da çeşitler arasına girmeye başlamıştır.


İçeriği bakımından daha zengin oluşu ikisi bir arada çikolatalı bisküviyi, raftaki yerini biraz olsun sarsmıştır. Onun kaderi sadece kendi ülkesinin marketlerinin rafları da değildir. O tat dev gibi büyürken minik cüceler minik minik çocuklarda o tada iple bağlanmış gibi bağlanmışlardır. 
     Bisküviciler de çocukların sevdiği damak tadını değiştirmeden onların damak tadına hoş gelen tada daha çok ağırlık vermişler, rakiplerine teslim bayrağı çekmemişlerdir. 





      
         
           Her ikisi de Karaman bisküvi fabrikalarının ürünüdür ve her ikisini da raflarda serbest bırakmışlardır. Anadolu geleneği çocukların bildiği tat aynı şekilde diğer tatmadıkları tatlar içinde kendileri de uykuda iken bir başka tat daha gelmiş bu çocukların ellerinde paraları kıskıvrak yakalamıştır. Çocukları genç takımı kendi tadına boyun eğdirmiştir. Başarılar başarı sözcükleri ve yeni çeşitler hepsi de bisküvi diyarında Karaman Bisküvinin başşehrinden, her biri de bir marka adı altında piyasaya fırlamıştır. Şöhretleri tüm ülkeyi dahi dünyayı sarmış diğer üreticilerin elini kolunu bağlamıştır.





30 Nisan 2018 Pazartesi

BERAT KANDİLİNDE OKUNACAK DUALAR


 
    Berat gecesinde kılınması tavsiye edilen Hayır Namazı vardır. 100 rekatlık bu namazı kılan kimse o sene ölürse şehitlik mertebesine nâil olur.
       HAYIR NAMAZI NASIL KILINIR?
Namaza şöyle niyet edilir;
"Ya rabbi , niyet ettim rızâ-yı şerifin için namaza. Beni afv-ı ilâhîne , feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden , dünya ve ahiret sıkıntılarından halas eyleyip, süedâ defterine kaydeyle"
Kılınışı
Her rek'atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur
İki rek'atte bir selâm verilerek 100 rek'atte tamamlanır
Her rek'atte 100 İhlâs-ı şerîf okumak sûretiyle 10 rek'at olarak da kılınabilir.
Namazdan sonra ; 
1.İstiğfar:
2.Salevat-ı Şerife (Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed)
3.Fatiha-i Şerife
4.Ayet'ül-Kürsî
5.Tevbe Sûresinin son 2 ayeti besmele ile. (Lekad câeküm)
6. 14 kere Yâsîn, Yâsîn ... dedikten sonra 1 Yâsîn-i Şerîf.(Yâsîn-i Şerîf'te 7 zahiri, 7 batini "Mübîn" vardır. Böylece o da 14 olur.)
7.İhlas-ı Şerif
8.Felak Sûresi
9.Nâs Sûresi
10. "Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l- azîm." duası 14 kere.
11.Salevat-ı Şerife 14 kere okunur ve dua edilir.(Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âli seyyidinâ muhammed). Salat-ı Münciye okumak daha efdaldir.
 Ayrıca;
-İstiğfâr-ı şerîf: 14 kere ,
-Salevât-ı şerîfe: 14 kere, Fâtiha-i şerîfe (besmeleyle): 14 kere,
-Âyetü'l-Kürsî (besmeleyle): 14 kere
-Lekad câeküm...' (besmeleyle): 14 kere
-14 kere 'Yâsîn' dedikten sonra 1 Yâsîn-i Şerîf
-İhlâs-ı şerîf (besmeleyle): 14 kere
-Felak Suresi (besmeleyle): 14 kere
-Nas Suresi (besmeleyle): 14 kere
-14 kere "Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym."
Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdaldir.

19 Nisan 2018 Perşembe

KÜÇÜK TATLI ÇILGINLIĞIM

    Ne kadar küçük olursa olsun çeşitlerin içinde en gizemli tada da o sahipti. Her dilinin üzerinde döndükçe hemen dilinin üzerinde donmuyordu. Olduğu yerde yine dilinin üzerinde fırlatıverip damağına yapışıvermiyordu. Dili ile damağının içinde dolaştırırken top gibi fırlatıp oradan oraya atarken öylede kendisi de kıpır kıpır yerinde duramıyordu. İşte o tadı ağzının içinde çevirip dururken kendisi de olanca hızı ile daldan dala atlıyor yerinde duramıyordu.

Birden karşısına çıkan bir başkası önünü kesti. Onun keyifli olduğunu da görünce nereden keyif aldığın sordu. O tuhaf nesnenin ne olduğunu el kol hareketlerimi bu enerjimi nereden aldığımı sorguladı.  Yüzünde de sevgi ve neşe varken aklıyla değil daha ziyade içgüdüsel olarak koşu bandındaymış gibi duyguları onu hareket ettirirken o da o tadın yardımıyla gülümsüyordu.  ''Bu bir çikolata,'' dedi. Başka bir lezzet, içi kar helvası gibi Hindistan Cevizi dolgulu. Yersen senin olur. Seni de düz yolda böyle neşe ile yürütür. Karşısındakinin bütün yüz ifadesi değişti. ''Sana bunca enerjik hareketi şu küçücük çikolata mı yaptırdı?''  Tabi ki ne kadar küçük olursa olsun asıl onun içeriğine ve bana yaptırdığı hareketlere bak. Aralıksız her gün tüketirim alışkanlığım o benim. Küçük tatlı çılgınlığım. 

18 Nisan 2018 Çarşamba

KADIN ÇALIŞSA MI ÇALIŞMASA MI


     Evin geçiminde bütün yük erkeğe yüklenecekse, geçim derdinde de bir sorun olduğu vakit kuşkusuz sorun her iki taraf içinde geçerlidir. Sorundan her iki taraf da sorumludur. Biri çalışır öteki çalışmadığı için açılan gedikler. Belki bazı evler de eşlerden biri çalışıyordur. Bazılarında ise ikisi de çalışıyor olabilir.  Gençliğin en verimli çağında Karamanda kadınlara yönelik işlerin bol olduğu böyle bir ortamdan henüz kadında çalışmaya yönelmemiş o fikri kafasında yeşertmemişse kadında o sorun da kabahatlidir. Eğer ki onu çalışmaya yöneltmeyen geçerli bir sebebi yoksa. Zira bu kervanı döndürmek bu devranı çevirmek zorundayız.  Karı koca olarak bir çift olarak buna mecburuz. Erkekler evin reisi olmuş diye biraz kadından kuvvetli yaratılmış diye. Oysa şimdiki zaman her iki kişinin de çalışmasını mümkün kılıyor. ''Mecbur,'' geçim derdi ihtiyaçtan çalışılıyor ihtiyaçlar ağır basıyor. Ama çalışmamak için kendinde kusur arayanlar bir de geçimden hayat şartlarından yakınanlar bunları da görürüz. Ama çok nadirdir çalışanlar da bu sitem onların da daha çok çalışmaya yatkın şikayetlenmeyi de içlerinde bastırdıklarını görürüz.  Zihnimizi hangi yöne odaklarsak öteki taraf çoraklaşır. Ne ekersen zihnine onu da biçersin.  Bir teselli armağanı bir bakış bir olumlu tavır içine girmek en güzeli, hayata hem olumsuz bakmak kötü gidişattan şikayetlenmek yerine.  Bir teselli armağanı ben buldum üstelik kendimde buldum.  Bu geçici dönemde kendi kendimize verdiğimiz öğütler düşüncelerimizin izlediği yol. Sen salla başını ben bilirim işimi de demek için. O eski eskimiş, kokmuş, küflenmiş, yargı ve düşüncelerinin de üzerine bir sünger çekerek gözlerinin önünde parlayan şey  çoğu zaman da olgunlaşmamış ham bir meyvedir. Bazen de kuşku ile baktığın ama sonuç cümlesi de her zaman iyi olacaktır. Öyle de olmasa bile hiç olmazsa karınca misali uğrunda ölmek elimden geleni yaptım demek için elinde bir belgen olur. Hiç olmazsa uğrunda çalıştığın göze aldığın bir şeylerin olur.  

17 Nisan 2018 Salı

KADIN CİNSİ


 
                 Demek ki evinde oturan çalışmayan kadın mutsuz kadındı. Kendi mücadelesiyle bir şeyler yapmak bir yerlere gelebilmek o da istiyordu. Hayatın tüm koşullarını içgüdüleri ile hissetmek var olmak. Kendini serbest bırakmak, ihtiyaç duyduğu şey sadece dışarı çıkmak, çalışmaktı. Çalışmak dışarı çıkmak ve başarmak. Eylem olarak hangisi? Hangisi kadının ruhsal sağlığı üzerinde olumlu etki yapardı? Bunların içinde en mantıklısı kadın hangisinin içinde kendisini geliştirir mutlu sayardı? Kendi kişiliğine en uygun olanı hangisi ise. Bu konuda da kendisi hakkında gerçek söz sahibi yine kendisidir. Çünkü onun çalışma isteği ruh hali dışarı çıkma isteği her türlü eylemi onun öz yaşam öyküsünü ortaya çıkaran bir döngü olacaktı sonuçta. Kendi kendini yine kendisi dillendirecekti. Kendisi öldükten sonra arkasından bir tek cümle ile bile anılmıyorsa yazılı bir eser dikili bir ağaç bir meyve bırakmamışsa. Yaşa da nasıl yaşarsan yaşa öylede dolduruyorsa hayatının içini hayata karşı kayıtsız dünyaya karşı kayıtsız.
       Kendimizi çözmek her zaman öyle kolay kolay da olmaz. Bazen çok güçlük çekeriz. Düğümleri çözmek için çünkü çıkmaz sokaklarımız vardır aşılmaz dağlarımız. Zayıf incinebilir kırılabilir duygularımız vardır. Ama genellikle somut gerçekler engeller kendimizi çözmeyi kendimiz olmayı dışarıdaki dış güçler engeller. Anne baba, ata, eş ve en dışarıdakiler dış kapının mandalları. Bazıları köpek gibi havlar. Bazıları kükrer üstüne üstüne gelir. Bazıları sırtında parazit olur yapışır kalır. Eğer ki sen çalışırsan para kazanırsan da bunların oyunlarını ikiye bölersin. Güç kazanmış olursun. Güç ki tahammül etmeyi hızlandırır. Ruhsal sağlık düzenini yerine oturur. Bu kez de onlar senin üstüne üstüne gelmezler. Gelmek istemezler. Çünkü böyle bir ihtiyaçtan doğan ortada bir açıklık yoktur. Doğal olarak bazı şeylerinde bedelini ödemek istemezler. Böylece çalışan kadında cesaretlenir umutları çoğalır. Ruh çözülmeleri sinir, stres yerine mutlu doğal sevgi dayanışma duygusuyla dopdolu olur. Çalışan kadın evi ve işi arasında mutludur. İşte çalışan kadınların aradıkları şey anlaşılmak. Bunun dışında hayattan ve çalışan kadından bir şeyler istemek mucize olur. Kadın da bir insan olduğuna göre o da bazılarının dediği gibi kıt akıllı yarım akıllı olmadığına göre akıl ve mantık çerçevesinde doğal olarak insan ırkında ne varsa kadında da var. 

16 Nisan 2018 Pazartesi

DAMAK TADINDA


     Bu işe de bir çare bulmak lazım işimiz zor. İşimiz insanlara damak tadında yiyecek sunmak😋  Gerçi insanlara damak tadını uyaracak, uyandıracak o kadar çok çeşit var ki.  Var de, iyisi var kötüsü var. Bir kez tattınız mı? Sevmediniz mi😒 Beğenmediniz mi? Bir daha dönüp almazsınız. Neden? Alternatif ürün çok da ondan insanın canı hangi tadı isterse, hangi tadı severse canı isterse veriyor parayı alabilir. Örneğin bir kişi 80 gram bir çikolataya iki buçuk lira verebilir😋

         İlk defa tatmak için ikincisinde de biraz düşünebilir.  Üçüncüsünde de kendisinin damak tadının isteğine boyun eğer ve kendini o tadın cazibesine teslim eder.  Damak tadı için durum bu daha yukarısını verip almak ta var hele birde albenisi varsa,  ‘’Al beni, al beni,’’ diyorsa şöyle etkileyici bir isim göz alıcı bir selefon çabucak modası geçmeyen bir tat için yoksa bu kadar çaba emek neye yarar?  Söz gelimi Türkçe de dişinin govuğu denilen bir yer var oraya değmeli, yediği şey damağına dokunmalı, kendisiyle ilgili üç beş söz söyletmeli ama yenip de poşeti bir kenara atılınca o tat da unutulunca hani işte yok oldu. Bitti.





HİKAYENİN SONU


       Sonun iç çırpınışı suyun son marjinal damlası gibi. Çalışma hayatımın sonu nasıl olacak? Son anın duygusunu da böylece yakalayayım. İşyerindeyim. Yemek masasının üzerinde tuzluk biberlik ve diğer baharatlar dizili bir sele dolusu da ekmek bir tablotta yemek, bunlar her öğün gördüğümüz görüntüler.  Ama hikayeler her biri için birer başlangıç. Hayatın, bize sunduğu çalışma hayatı belki bizim için elverişli belki de değildi.
         Gece vardiyalarında çalışmak geç saatlere kadar uykusuz kalmak ve kontrolünün başkalarının elinde olması, kazandığın kazancın ise küçük şeyler bile almana yetmiyor olması.  Gücün tükeniyor, bedenin kuruyor git gide yorgun düşüyorsun. Canın hep yatağı çekiyor uyku uyumayı tek başınasın üstelik tükenmişlik sendromu yaşıyorsun. Üstelik etrafımız insan kalabalığı var fakat kendi içimiz ıssız bir ada, yarım yamalak kendimizi anlatabiliyoruz.  Sırlarımızı paylaşabiliyoruz şu uzaktaki hayallerimize elimizi uzatıp ulaşamıyoruz, isteklerimize arzularımıza. 
       Bitti. Her şey bitti çalışma hayatımızın sonuna da geldik. Ama dur daha bitmedi. İçimizde yine kıpır kıpır bir dürtü bizi uyandırıyor. ‘’Mezara kadar ölene kadar çalışmak vardır.’’Diyor. Kalkıyoruz.  Dağınık saçlarımızı örtünün altında toplayarak dağınık düşüncelerimizi kendimizi döven düşlerimizi, düşüncelerimizi dahi arkaya atıyoruz.  Peki bunun anlamı ne?  ‘’Hayata yeniden sıkı sıkıya sarıldım. ‘’ Demek. Karnımı doyurmakla da kalmadım uyandım tekrar, ‘’İşim başım üstüne,’’ dedim hayatı kazanmak üzere çalışma hayatımın içine geri döndüm. Demek.