Komşuluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Komşuluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2018 Perşembe

ÇALIŞANLAR DA TIKANDI

        Çalışmayanlar kendini durdurup bekletenler tıkanmış gibiydiler. Onları da işe göndermek her birini de fabrikanın işçi ordusunun bir neferi yapmak ve birbirlerinin ellerinde bisküviden köprüler yapmak ve yine birbirlerinin ellerinden tutarak karşıya geçirmek. Burada çalışan insanlar hepsi bir amaç için çalışıyordu bu amaç için birbirlerine el veriyorlar ve o köprüyü sağlamlaştırıyorlardı. Orada işi görünce o işin de kokusunu alınca önceleri boş boş oturuyorlardı boşlukta can sıkıntısından çılgına dönüyorlardı. Karşı koydukları şey sadece can sıkıntısı. Şimdi can sıkıntısına da karşı koydukları yok  kendilerini ileriye doğru süren ilerleten işleri sırtlarına binen yükü sorumluluklarını verdiği ağırlığı bile görmüyorlar gibi gözleri işlerini  takip ediyor elleri de öyle, öfkeli de değiller saldırmıyorlar da gayet sakin bir şekilde kadın erkek karışık hep birlikte bir işin ucundan tutan çocuklar gibi bazen tek başlarına bazen de koro halinde şarkılar da söylüyorlar, ilahiler mırıldanıyorlar o bitmeyen bisküvi toplamama bitirmemek adına ve kendi yollarının da sonunu görmek adına  o sona yaklaşmaya çalışıyorlar birbirlerinin önlerindeki işi alarak dönüşümlü de çalışarak birbirlerini  ileri doğru ilerletiyorlar.
        Büyüklerini en son ne zaman ziyarete gittiler hatırlamıyorlar bile dışarı gün yüzü görmeden buralarda tek tip yol üzerinde gidip geliyorlar sanki tek bir beden ya da ruh adı her neyse kendilerini otomatik bir zamana takılı yapan çekip çeviren onları sıradaki işlerine yollayan. Gececiler gündüzleri yataklarında dinleniyorlar gece olunca da tekrar hareketleniyorlar işe geliyorlar. Bu bisküvi bu şehirde var olduğu sürece gececiler gündüzcüler sözünü hep duyacağız. Sizi gündüz sokağın gürültüsü uyandırabilir veya üst kattaki çocukların gürültüsü senin gececi olduğunu fark ettiği an da komşun özür dilemeye gelebilir. Siz olsanız ne yapardınız kutu kutu evler üst üste binmiş onu o eve oturduğunda gece işine gitmeyeceğinize veya gürültü çıkartmayacağınıza dair bir vaadiniz bulunmuş muydunuz? Hayır. Ama bazıları da vardır o sesleri duymazlar görmezden gelirler onlar hala köprüye takılı kalmışlardır o köprüyü geçene dek başka bir düşünceleri de yoktur siz asıl onları o zaman göreceksiniz. Bir daha ki sefere sizinle komşuluk ilişkilerini nasıl değerlendireceğini.  Onları unutun ufak tefek şeylerdi diye unutun onları siz asıl önünüze taş koyanları size set vuranları unutmayın. Çünkü Allah’ın mizanı var o her şeyi tartar ölçer koyar. Senin yaptığın işi küçümseyenler beğenmeyenler seni yolundan ala koyanlara karşı onlar ki ileri çalışan gücü emeğin ve alın terinin  kazandığı helal kazanç karşısında ezilir.

O yarın da gelecek.

10 Ocak 2018 Çarşamba

KOMŞULUK

          KADININ ADI YOK

     Emine üst komşularının kapısını tıklatıyor, kapıda kaldığının anahtarını kaybettiğini söylüyor. Hiç tanışmadığı komşusuna, komşusu evine davet ediyor, sabah servis beklerken kendisini durakta gördüğünü söylüyor altlı üstlü oturuyorlar fakat Emine çalıştığı için komşuluk ilişkisi yok. Çaresiz kalınca başı sıkışınca komşusunun ziline bastı. Bu cesareti göstermese kocası gelene kadar karanlıkta dışarıda kalacak. Emine komşuluk ilişkilerinin nasıl işlemesi konusunda fazla kafa yormuyor. Fabrikadan başka bir hayat düşünemiyor kurduğu düzen iş temposu ona yetiyor, arada bir canı batırık istese bu isteğini işyerindeki sıkı dostluk ilişkileri içindeki arkadaş gruplarının toplantılarına katılarak gideriyor. Emine on altı yıldır çalışıyor vücudu gibi beyni de yoruldu anahtarı nerede unuttu hatırlamıyor. Komşusu çocuklarını soruyor çocuklarına annesi ile kız kardeşinin baktığını söylüyor. Komşusu, ‘’Oturmaya da gel,’’ Emine, ‘’Çalışıyorum gelemem,’’ diyor. Diğer günler de iş dönüşü birbirlerine el sallayıp selam veriyorlar. Emine’nin yüzü solgun ve uykusuz, işi ona yetiyor, komşudan bir arkadaşa ihtiyacı yok, ‘’Bir fabrikada çalış, dön komşunun gönlüne göre çalış çok yorucu,’’ diyor. Emine’nin evi işyerine yakın fabrikayı kendisine hapishane gibi görüyor sabah bir giriyor akşam karanlıkta çıkıyor. Aradan geçen yıllar onu böyle konuşturuyor. Emine’nin kendine güveni arttı düzgün sıralanmış bisküvileri kazana alabiliyor fabrikanın üretiminde söz sahibi olmuş işçiler arasında da seviliyor örnek kadın işçi olarak gösteriliyor. Evliliklerine yabancılaşan kadınlar gibi mutsuzlukla kuşatılmış bir evlilik düzeninde dahi  o evliliğini yürütebilmenin çarelerini aradı. Yalnız Emine'nin tuhaf bir tarafı vardı bu nedenle erkekler Emine’yi birbirlerine işaret ediyor onu makaraya dolamak dişleri arasında sıkıştırdıkları kelimelerle Emine ile gevezelik etmek için onu konuşturuyorlardı. Emine de bazen tatlı tatlı sohbetini yapar onların gönüllerindeki yerlerinden habersiz, bazen de sözleriyle ezer geçerdi.