Bu işe
de bir çare bulmak lazım işimiz zor. İşimiz insanlara damak tadında yiyecek sunmak gerçi insanlara damak tadını uyaracak
uyandıracak o kadar çok çeşit var ki. ''Var de'' iyisi var kötüsü var. Bir kez tattınız mı? Sevmediniz mi? Beğenmediniz mi? Bir daha dönüp
almazsınız. Neden? Alternatif ürün çok da ondan insanın canı hangi tadı
isterse hangi tadı severse canı isterse veriyor parayı alabiliyor.
Örneğin bir
kişi 80 gram bir çikolataya iki buçuk lira verebilir. İlk defa tatmak için. İkincisinde de biraz
düşünebilir. Üçüncüsünde de kendisini
damak tadının isteğine boyun eğer ve kendini o tadın cazibesine teslim
eder. Damak tadı için durum bu, daha
yukarısını verip almak ta var hele bir de albenisi varsa ''al beni al beni,'' diyorsa
şöyle etkileyici bir isim göz alıcı bir selefon çabucak modası geçmeyen bir
tat için yoksa bu kadar çaba emek neye yarar?
Söz gelimi Türkçe de dişinin govuğu denilen bir yer var oraya değmeli
yediği şey damağına dokunmalı kendisiyle ilgili üç beş söz söyletmeli ama yenip de poşeti bir kenara atılınca o
tat da unutulunca hani işte yok oldu.
Müşteri
yenilik ister çeşit ister müşteri aynı malı dönüp bir daha almak ister. O malı
terekte görmek ister.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder